Aklım Git Diyor, Kalbim Onu Özlüyor: Beni İnciten Birine Neden Bağlıyım?
Bizi inciten insanlara neden bağlanırız? Travma bağına psikolojik bir bakış.


Bazen aklımız bir ilişkinin bize zarar verdiğini bilir; ancak duygularımız o kişiden uzaklaşmakta zorlanır. Onunla yaşadığımız güzel anıları hatırlar, değişeceğine umut bağlar ve zaman zaman yeniden bir araya gelmeyi düşünebiliriz.
Oysa birini özlemek, o kişinin bize iyi geldiği anlamına gelmez.
Acı ve sevgi nasıl aynı ilişkide bulunabilir?
Bazı ilişkilerde incitici davranışların ardından özürler, şefkat ve yoğun ilgi gelir. Kişi bir gün kendisini değersiz hissederken başka bir gün yeniden sevildiğine inanabilir. Bu değişkenlik, ilişkinin düzeleceğine yönelik umudu canlı tutabilir.
Dutton ve Painter'ın (1993) araştırması, istismar içeren ilişkilerde tekrarlayan kötü muamele ve güç dengesizliğinin, ayrılık sonrasında da sürebilen duygusal bağlarla ilişkili olabileceğini göstermiştir. Bu durum, psikoloji literatüründe travma bağı kavramıyla açıklanabilir.
Cambridge Üniversitesi araştırmacılarının 18 kadınla gerçekleştirdiği bir çalışma da duygusal yakınlığın, şefkatin ve kırılganlık gösterilerinin bazı istismar ilişkilerinde kontrol aracı olarak kullanılabileceğine dikkat çekmektedir. Araştırmacılar bu süreci silahlandırılmış bağlanma (weaponised attachment) kavramıyla ele almaktadır (Lesiak ve Gelsthorpe, 2026).
Ancak her özlem travma bağı değildir. Duygusal bağlılığın nedenlerini tek bir kavramla açıklamak da doğru olmaz.
Peki, neden yeniden dönmek isteriz?
Bazen kişiyi değil, onunla kurduğumuz hayali özleriz. Bazen yalnız kalmaktan korkar, bazen de ilişkinin başlangıcındaki güzel günlerin geri geleceğine inanırız.
“Biraz daha sabredersem değişir.”
“Beni gerçekten anlarsa her şey düzelir.”
Bu düşünceler, kişinin kendi ihtiyaçlarını geri plana atmasına ve karşısındaki insanın davranışlarından kendisini sorumlu tutmasına neden olabilir.
Oysa geçmişte yaşanan acılar, başkasına zarar vermeyi haklı çıkarmaz. Aile içi şiddetin psikolojik etkileri yalnızca fiziksel şiddetle sınırlı değildir; psikolojik ve ekonomik şiddet de kişinin ruh sağlığını ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir (Han Almiş ve ark., 2020; Page ve İnce, 2008).
Özlemek, geri dönmek zorunda olmak değildir
Kendinize şu soruyu sorun:
“Bu kişiyi mi özlüyorum, yoksa onunla yaşayabileceğime inandığım hayatı mı?”
İyileşmek, birini bir anda unutmak veya ona karşı hiçbir şey hissetmemek değildir. Bazen iyileşmek, özlem duymanıza rağmen size zarar veren davranışları kabul etmemeyi öğrenmektir.
Birini özleyebilirsiniz ama yine de kendinizi seçebilirsiniz. Çünkü sevgi, kendinizi sürekli değersiz, korkmuş veya yetersiz hissetmek zorunda kaldığınız bir ilişkiyi sürdürmek demek değildir.
Kaynakça
Dutton, D. G., & Painter, S. (1993). Emotional attachments in abusive relationships: A test of traumatic bonding theory. Violence and Victims, 8(2), 105–120. https://doi.org/10.1891/0886-6708.8.2.105
Han Almiş, B., Gümüştaş, F., & Koyuncu Kütük, E. (2020). Kadına yönelik aile içi şiddetin kadın ve çocukların ruh sağlığına etkileri. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 12(2), 232–242. https://doi.org/10.18863/pgy.567635
Lesiak, M., & Gelsthorpe, L. (2026). The invisible abuser: Attachment, victimization, and perpetrator perception in repeat abuse. Violence Against Women, 32(11), 4195–4214. https://doi.org/10.1177/10778012251379423
Page, A. Z., & İnce, M. (2008). Aile içi şiddet konusunda bir derleme. Türk Psikoloji Yazıları, 11(22), 81–94.




